Bir Garip Yarışsever: Orhan Veli

  


  Orhan Veli'nin kısa süren hayatını kaleme almaya çalışsanız birkaç ciltlik roman olur. Ölümü de yaşamı kadar hazindir. Oldukça yoksul olan şair iyi para kazanabileceği bir işi bulmakta güçlük çekmekte ve geçim mücadelesi vermektedir. Gazetelerin verdiği komik ücretler üstüne başına bir şey almaya bile yetmemektedir. Böylelikle umutlarını at yarışı ve piyangoya bağlamıştır. At yarışı en az şiir kadar bir tutku ve bağımlılıktır onun için. Vefat ettiğinde cebinden at yarışı kuponları henüz yazım aşamasındaki şiirleriyle birlikte çıkmıştır. 

Nahit Hanım'a yazdığı o meşhur mektup tüm yarış severler tarafından bilinir ve herkesçe en az bir kez okunmuştur. Tahmin ve tüyoları ile sevgilisi Nahit Hanım'a hipodroma gitmesi halinde yol göstermeye çalışıyor. Bir de kaçırdığı bahislere üzülüyor. Sonuna zaten ''Bu mektubu mektuptan sayma'' yazarak at yarışı yazarlığının ilk adımlarını da atmış oluyor.





Şiirleri dilden dile çevrilen ve kendisinin de birçok çevirisi bulunan ünlü şair, bir belediyenin açtığı çukura düştükten sonra başından yaralandı. İki gün dinlenen Orhan Veli, daha sonra bir arkadaşının evinde yemek yerken fenalaştı ve alkol koması teşhisi kondu. Aslında beyin kanaması geçiriyordu ve bu sonradan anlaşıldı ancak kurtarılmasına yetmeyerek 14 Kasım 1950 tarihinde hayata gözlerine yumdu. 

Orhan Veli, bir aydının at yarışlarına olan tutkusunun gösterilmesi bakımından çok önemlidir. Her ne kadar ekonomik kaygılarla başlasa da - bu genellikle böyledir - daha sonraları onu kuşatan bir bağımlılık halini almıştır. Çünkü atlarla kurulan duygusal bağ ve hissedilen yakınlık bahis oynamaktan çok ötedir. Yukarıda sevdiği kadına yazdığı mektup bile onun tutkusunu gözler önüne sermeye yeter. 

At yarışlarına kumar, bahis oynayanlara kumarbaz gözüyle bakılmak yerine bunun - tıpkı Atatürk'ün dediği gibi - sosyal bir ihtiyaç olduğunun farkına varılmalıdır. 

Etiketler

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.