Hatırla yeğen. Bir ay olmadı. Üstün zekanı kullan. Sana son ayakta üç atta verdiğim müthiş bombayı hatırla. Last Conqueror yeğen. Şimdi aklına geldi mi? Gücümü sorgulama. Bazı yeğenlerim "Dayı, Ak Burşun'a ne oldu? Amerikan Reisi'nin elinden kurtarabildin mi" diye soruyor. Kurtardım yeğen, dinle. 

Kızılderili dostum Guguklayan Kuş, yavuklum Uçan Ördek arkamdan su dökerken ben çoktan yolu yarılamıştım. Hedefimde Vaşinton'daki Vayt Havuz vardı. Texas'tan Vaşinton'a iki buçuk saatte vardım. Vayt Havuz'un kapısına geldiğimde gözünde siyah gözlük, elinde bond çanta olan iki FBI ajanı beni karşıladı. İçlerinden biri "Hop! Nalko, senin yolculuğun buraya kadar. Haydi ikile." dedi. "Ak Burşun'u almadan şuradan şuraya gitmem, haberiniz ola. Beni hemen Amerikan Reisi'yle görüştürün." dedim. Çatıda beni hedef almış keskin nişancıları da görüyordum. Atımı şaha kaldırıp kapıyı kırdım. Keskin nişancılar beni göremiyordu. Eski bir Kızılderili tekniğiyle at biniyordum. Uzaktan bakınca atın üstünde kimse yok gibi duruyordu. Hızla merdivenlerden çıkıp içeriye girdim. Amerikan Reisi'nin kapısına geldiğimde atımdan indim. Kapıyı açmaya çalıştım ama arkasına dolap koymuştu. Bu iş böyle olmazdı yeğen. Son çarem ona meydan okumaktı. "Ey Amerikan Reisi! Sana meydan okuyorum. Öğle ezanından sonra Vaşinton Meydanı'nda kozlarımızı paylaşalım. Ben kazanırsam Ak Burşun'u alır giderim. Sen kazanırsan beni darağacında sallandırırsınız." dedim. "Nalko, benim silahlara alerjim var. Tabancanın kabzasına değdiğim anda kaşıntı tutuyor. Eğer kabul edersen karşına en iyi silahşörüm olan Red Kit'i çıkartmam mümkün olabilir." dedi. Hemen kabul ettim yeğen. 

Öğle ezanından sonra abdestimi aldım. Namazımı kıldım. Soluğu Vaşinton Meydanı'nda aldım. İki FBI, üç CIA ajanı oradaydı. Amerikan Reisi de kahvesini yudumluyordu. Biraz sonra Red Kit geldi. Atından sükseli bir iniş yaptı. Atına bir iki talimat verip yavaş yavaş yürümeye başladı. Sonra bir anda duvara döndü, gölgesini vurdu. Gölgesinden bile hızlı silah çekiyordu. Amerikan Reisi bunu görünce iştahı arttı. Yüzü güldü. Avuçlarını ovuşturdu. Ama yeğen Kızılderili kampında aldığım eğitimden haberi olmaması söz konusuydu. 

Red Kit'le aramızda 100 metre vardı. İki kolumuz yana açık vaziyette bekliyorduk. Düdük sesiyle beraber ateş edecektik. Ortam gergindi. Red Kit'in taraftarı çoktu. Ben yapayalnızdım. Amerikan Reisi, "Talimatı verin, şu pis Türk'ün işini bitirsin de gidelim." dedi. Hakem düdüğü çaldı. Bir el silah sesi duyuldu. Sonra bir el daha. O anda Red Kit, silahını çekmiş bana doğrultmuştu. Benim de elim silahın üstündeydi ama daha çekmemiştim. Gölgesinden hızlı silah çeken Red Kit'in kazandığından herkes emindi. Amerikan Reisi, ayağa kalkıp yumruk yaptı. FBI ajanları birbirlerine çak yapıyordu. O da ne yeğen? Red Kit yere devrildi. Ben ayaktaydım. Herkes şoka girdi. Kimse buna anlam veremedi. Gözler üstümdeydi. Amerikan Reisi'nin bilmediği bir şey vardı. Asıl mesele gölgenden hızlı silah çekmek değildi yeğen. Gölgenin senden hızlı silah çekmesiydi. Kızılderili kampında bunun eğitimini almıştım. Daha ben davranmadan gölgem silahını çekip Red Kit'i indirmişti. 

Her şey burada bitmedi yeğenim. Ak Burşun'umun başına daha neler geldi. Amerikan Reisi sözünü tutmadı. Sana anlatacaklarım var. Gözlerinden öperim, şansın bol ola. 

MÜTHİŞ ALTILI KURGUM

7.9.10.6.4
6.9.5.4.2
5.4.2.1.9.10
1.2 // 4.5.3
4 LAST CONQUEROR BANKO
5.9.4.8

84 TL

HASAN KURTULUŞ'UN BURSA TAHMİNLERİ İÇİN TIKLAYINIZ