Nasılsın yeğenim, iyi misin? Bakıyorum müthiş Bursa kurgumun tadını iyice çıkarmışsın. İstanbul'da yapacağım şovu merak eder olmuşsun. Merak etme yeğen, Dayı'n ölmedi.    

Sene 1969. O zamanlar Amerika'dan dönmüştüm. Ak Burşun'un hasretini bağrıma gömmüştüm. Kendi hayatımı yaşıyordum. Yaşam daha gençti. Ben döndükten sonra Kızılderili dostum Guguklayan Kuş'un ona gül gibi baktığını biliyordum. Bir gün İstiklal'de caka satarken koluma iki kişi girdi. Gözlerinde siyah gözlük, ellerinde bond çanta vardı. Onların FBI ajanı olduğunu anlamam uzun sürmedi. Beni bir ara sokağa götürdüler ama bunun onların yaptığı en büyük hata olması mümkündü. Sokağa girer girmez ikisinin kolundan güç alıp geriye doğru takla attım. İkisini de kollarımın arasında sıkıştırmıştım. Sonra da güçlü pazularımı kullanıp onları geriye doğru fırlattım. 38 metre uçtuktan sonra yere düştüler. 

Sonra bir alkış sesi duydum. Gelen, FBI Reisi'ydi. "Nalko, senin tam aradığımız adam olman söz konusu. Büyük bir teklifle gelmiş olmamız da mümkün. Hemen cellalenme yiğidim. Oturalım, konuşalım, dinle. Niyetimiz halis." dedi. Söylediğine göre, Sovyetlerle aralarında müthiş bir rekabet varmış. Onlardan önce Ay'a adam göndermek için uğraşıyorlarmış. Amerika'da yaptıklarımdan sonra Amerikan Reisi beni aklından çıkaramamış. Ay'a göndermek için can atıyormuş. Hazırladıklar astronotların en iyisi olan Neyil Amstırong "Ay'a kadar çıkarım ama roketten aşağı inemem. Canımı yolda bulmadım." diyormuş. Ondan önce biri inip kendini feda ederse o da şovunu yapabilirmiş. Bunun için yanıma gelip bana 250 milyon dolar teklif ettiler. Böyle büyük bir görev için para istemem mümkün olamazdı yeğenim. İnsanoğlu için büyük bir iş başarmam an meselesiydi. Adsız kahraman olacaktım.  Tekliflerini kabul ettim. İlk uçakla Amerika'ya gittik. 

Hüystın'a vardığımızda herkes çok heyecanlıydı. Roket kalkmak üzereydi. Neyil, beni görünce avuçlarını ovuşturdu. Yanındaki astronota çak yaptı. Benim için özel dikilen kıyafetlerimi giyip rokete bindim. Yolda giderken Neyil deli divane gibi bir o yana, bir bu yana gidip geliyordu. "Ov şit! Ben şimdi inerken ne söyleyeceğim." diyordu. Fiyakalı bir söz bulması lazımdı. Bütün dünya onu izleyecekti. Benim görevim de roketten inip onlar inerken kameraya çekmekti. Tabii başıma bir şey gelmezse yeğenim. 

Bir saat sonra roket sallanmaya başladı. Hüystın'dakiler çok korktu. Düşmemiz an meselesiydi. Hemen direksiyona geçtim. Neyil hasetinden çatlıyordu. "Oh may gat! Bu Türk, roket uçurmayı nereden bilsin. Pis cahilleri başımıza bela ettiler." dedi. Ama otuz beş saniye içinde her şeyi normale çevirince öbür astronotlar beni omzuna alıp rokette iki tur attırdılar. Neyil, iyice kudurmuştu. 

Sonra olanları duyduğunda dudakların uçuklayacak, haberin ola. Şimsdi doğru ganyana gidip müthiş İstanbul kurgumu oyna, geç kalma yeğen. Gözlerinden öperim, şansın bol ola. 

MÜTHİŞ ALTILI KURGUM

1.7.8.6.3.2.13
7 FİNAL BANKO
6.1.4.3.9.10.13.7
3.2.8.4.5
8 RUBIN ROYAL // 1
8.9.10.4.3.7

117.6 TL 

HASAN KURTULUŞ'UN İSTANBUL TAHMİNLERİ İÇİN TIKLAYINIZ.