Nasılsın yeğenim, iyi misin? Sana bugün müthiş altılı kurgumu veriyorum ama asıl şovum akşam İstanbul'da, haberin ola. Sonra sayfama gelip de "Dayı ben görmedim, gözümden kaçmış, battım bittim." deme. Sana ultimatom veriyorum yeğen: Akşam olmadan sitedeki sayfama girip müthiş İstanbul kurguma baktıktan sonra cebini şişireceksin. 

Dün beni yine Dürbün Necdet aradı. Flüt çalıyordu. Hiçbir şey söylemedi. Telefonu kapattı. Bu kripto mesajı anlamam zor olmadı yeğenim. Bana Zauber Flöte bankosunu veriyordu. Onun kimsenin anlayamayacağı, sadece üstün zekamı kullanıp anına çözebileceğim kripto mesajlarına hayranım. 

Sene 1999 yeğen. Köyden acil kodlu bir arama aldım. Arayan köyün muhtarı Şalvar Kazım'dı. "Gözünü seveyim Nalko, hiçbir şey sorma, hemen atla buraya gel, gözü dönmüş kurtların köyü basmış olması söz konusu." dedi. Durumun ne kadar acil olduğunu anlamam an meselesiydi. Hemen İç İşleri Bakanlığı'ndaki eski dostlarımdan Telsiz Mustafa'yı aradım. Helikopter göndermesini söyledim. Beni kırmadı. 15 dakika sonra helikopter çatımdaydı. Bindiğimde pilot bana döndü. "Nalko Dayı, senin için tatilimi böldüm, benim hanım doğum yapacak, eğer köydeki işin uzarsa kaçırmam mümkün olabilir" dedi. 

Onun o haline daha fazla dayanamamam söz konusu oldu yeğen. Hemen pilot koltuğuna oturdum. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Ne yaptığımı anlaması uzun sürmedi. Helikopteri kendim kullanacaktım. Onu aldım, evine kadar bıraktım. Sonra da köye doğru uçmaya başladım yeğenim. Köye vardığımda kahvenin çatısına iniş yaptım. Kurtları görmem de uzun sürmedi. Şalvar Kazım, beni karşıladı. İhtiyar heyeti toplanmıştı. Hepsi perişandı. Sesleri kesilmişti. Ağzımdan çıkacak tek cümleye bakıyorlardı. Bir anda konuştum. Onlara tek bir söz söyledim: Kurt kocayınca çakalların maskarası olurmuş. Kurdun olmadığı köye çakallar doluşurmuş. 

Köyün berberi Sabun Hüsnü, "Ne diyorsun Nalko, köyün kurttan geçilmemesi, her yanımızı sarmış olmaları mümkün. İstanbul'dan buraya mavra yapmaya geldiysen hiç kaldıracak halimiz yok, haberin ola." dedi. "Beni iyi duydun Sabun. Sizin kurt sandıklarınız aslına kurt postu giyinmiş çakallar. Üstün zekamla, keskin gözlerimle bunu anlamam uzun sürmedi. Sizi bu beladan kurtarmamın tek yolu var. O da Amerikalı dostum Kurt Adam'dan yardım istemek." deyip yerimden ok gibi fırladım. Helikoptere bindiğim gibi yola düştüm. Edirne'de bir benzinliğe uğrayıp depoyu fulledim. Oradan İtalya'ya geçtim. O zamanlar İtalyan mafyasından dostlarımla aram yine iyiydi. Kart Zampara Don Pito Carlo'ya uğrayıp depoyu doldurmasını istedim. Sonra da İngiltere'den arabalı vapura iniş yapıp Amerika'ya geçtim. 

Eski dostum Kurt Adam, kokumu daha İngiltere'deyken almıştı. Beni rıhtımda karşıladı. Hasbihal ettik. Sonra da helikoptere bindiğimiz gibi yola düştük. Edirne'ye geldiğimizde birden ayağa kalktı. "Nalko, beni burada indir. Buradan sonrasını koşarak gelmek istemem mümkün. Uzun zamandır antrenman yapmadığım söylentileri doğrudur." dedi. Onu indirip devam ettim. İstanbul'daki evime uğrayıp mahalle kasabından iki dana aldım. Onlarla beraber köye döndüm. Köylü korkmasın diye de eski dostum Kurt Adam'ı yolda yakalayıp geri bindirdim. 

Köye vardığımızda gece olmuştu. Köylünün hepsi kahvede oturmuş dönmemi bekliyordu. Beni görünce sevinç çığlıkları koptu ama Kurt Adam'dan hepsi korktu. Kurt Adam, hemen üstündekileri çıkarıp çakalların üstüne yürüdü. Onu görür görmez hepsi kuyruğunu kıstırıp kaçtı. Sonra ne göreyim yeğen, bizim kurt adam oturmuş ağlıyor. Çakalların düşürdüğü kurt postlarını bir bir bağrına basıyor. Onu teselli ettim. Bana sarıldı. Sonra ulumaya başladı. 90 km çaptaki bütün çakallar kaçtı. Ama kurtlar da toplandı. Onlarla bir şeyler konuşup hepsini yanına aldı. Dağlara doğru çakalların peşinden gittiler. Bir daha da haber alamadım yeğenim. 

Görüyorsun yeğen. Sakın sen de kurt postu giyinmiş çakallara aldanma. Gözlerinden öperim, şansın bol ola.

MÜTHİŞ ALTILI KURGUM

1. ALTILI

6.1.2.5.3.4
4.5.2.3
1 ZAUBER FLÖTE BANKO
8.6.10.9.5.4.1.2
6.1 // 8.9
9.2 // 7

53.76 TL