At Yarışı Oynayan Erkeklere Nasıl Davranmalı?


 

Sevgili hanımefendiler, daha önceki paylaşımımızda altılı ganyan oynayan bir erkeği sevmenin zorluklarından bahsetmiştik. Bugün de ona nasıl davranacağınız konusunda size bazı ipuçları vereceğiz. İnanın bize ilişkiniz düzene girecek ve yersiz kavgalarınız son bulacak.


KURAL-1

En önemli kuralımız budur. Kesinlikle at yarışı oynamasına karışma. Aman diyeyim ''Ya ben ya at yarışı'' gibi bir seçenek sunma. Bu onu bunalıma iter; Emin ol senin kadar olmasa da atları da seviyor ve ne senden ne de atlardan vazgeçecektir. Senin, at yarışı oynamasından rahatsız olduğun duygusu kimi durumlarda sana karşı agresifleştirerek ufak çaplı tartışmalar yaşamanıza yol açacak ve daha sonra onda kısa süreli vicdan muhasebesine yol açacaktır. Seni gereksiz üzdüğünü düşünüp kısa süreli pişmanlık ve çöküntü yaşar. Adamı sık boğaz etme; bırak ikili, üçlü, beşli ne varsa bütçesine göre oynasın.


Peki birinci kuralı uyguladıktan sonra yapman gereken diğer davranışlar neler? Bunlar da teferruat gibi görünse de sağlıklı bir ilişki için çok önemli.

KURAL -2

Asla ne kadarlık kupon yaptığını sorma. Bu kendisini kumarbaz gibi hissettirecektir. Halbuki sadece bir tutku. Ayrıca sana gerçeği asla söylemeyeceği gibi her zaman alacağın cevap bellidir: Ufak bir şey yaptım. Eğer sorarsan sana söylediği yalan için kendisini affetmeyecek ve yine agresif bir tutum içerisine girecektir.

KURAL -3

Her erkeğin yaptığı gibi o da bazı özel günleri unutabilir yahut zaman zaman seni ihmal edebilir. Elbette sen bu süreçte at yarışlarını ihmal etmediğine tanıklık edeceksin. Fakat ona şu cümleyi kurmaktan uzak dur: Hayatın at yarışı olmuş. Benimle ilgilenmiyorsun. Ona verdiğin parayla bana hediye alabilir, yemeğe götürebilirdin. Aslında o sana en güzel hediyeleri almak istiyor ama bir yandan da tutkusuna kapılmış durumda; bir gün güzel bir para bulup seni hayatın boyunca gitmediğin yerlere götürecek merak etme. Gitme adamın üstüne.

KURAL - 4

Diyelim ki yukarıda saydığımız kurallar senin için geçerli değil veya geçerli; bizim için fark etmez. Bu da önemli bir kuraldır hatta ikinci en önemli kural da diyebiliriz. Örneğin; bir gün bir yerde oturuyorsunuz ve cep telefonundan sonuçlara bakıyor. Sakın ha '' Yattın mı? '' diye sorma. Eğer yattıysa bu ona bir mahcubiyet hissi vermekle beraber karşında kendisini güçsüz hissettirecektir. Boş ver tutarsa senden saklamaz zaten. Adamı alkolik yapacaksın he!

KURAL -5

Varsayalım ki at yarışı oynaması sizi rahatsız ediyor. Mesela; bir gün geziyorsunuz ve sana ''Sen yürümeye devam et ben hemen geliyorum'' dedi. Nereye diye sormayın; kesin ganyan bayi görmüştür ve ufak bir kupon atacaktır. Geldiğinde de ''Nereye gittin?'' deme. Zaten oynamasına kızıyorsun bir de yalana teşvik edip vicdan azabı çektirme adama. Ki vereceği cevap dünden hazır: Şurada bir işim vardı.

KURAL -6

''Beni bu hafta nereye götüreceksin?'' diye sorma. At yarışı oynayan adam ekseriyetle plancı, programcı olmaz. Zaman zaman çeşitli incelikler yapmak adına seni kolundan tutup bir yerlere götürebilir; bunun dışında şuraya gidelim de gelir. Ona bırakırsan ''Hipodroma gidelim'' der. Eğer gitmek istemiyorsan gidilecek yeri sen tayin et. Çünkü ''Hipodrom'' dediğinde gelmezsen bu onu incitir ve at yarışı oynamasından duyduğun rahatsızlık aklına gelir. Böylece bir kez daha onu üzmüş olursun. Hem hipodromda ne var ki? Git, gör. Otur çayını iç, atları izle; bırak adam da kupon yapsın. Birlikte izleyin yarışları, azıcık sosyalleşin. Bak eskiden ne güzel hanımablalarımız vardı hipodromlarda. Nerede o eski günler.

KURAL -7


Eğer bütçesini sarsmadan atlara duyduğu aşk yüzünden ve sadece zevk almak için at yarışı oynuyorsa; ona katıl, ona destek ol. Beraber yarış izle, hipodroma git, çok ileriye gitmesine izin verme ama bırak yanında at yarışından bahsetsin. At yarışı oynayan arkadaşlarıyla telefonda özgürce konuşabilsin. Haydi şimdi sarılın bakalım.

Yorum Gönder

0 Yorumlar