Bazı yeğenlerim dün komandoluk yıllarımdan anlattığım hatıramın devamını merak etmiş. Tulumbacı Selami'yi nasıl yok ettiğimi, terörist kampını nasıl havaya uçurduğumu gece boyun köprüaltında oturup biralarını yudumlarken düşünmüşler ama bulamamışlar. 

Yeğenim, kurt dostlarımla Tulumbacı Selami'yi esir aldıktan sonra ondan terörist kampının planlarını öğrendik. Sonra da Tulumbacı'yı ayaklarından bir ağaca bağladık. Onun üstündeki kıyafetleri çıkardım. Omurgasının üstünde küçük bir çizik attım. Sonra ona dönüp "Tulumbacı, şimdi sırtına açtığım yaranın özelliğini bilmemen mümkün ama her sağa sola döndüğünde anlayacaksın." dedim. Bu, eski bir komando tekniğidir yeğenim. O her kıpırdadığında yara biraz daha büyür. Sonra da kıçına kadar omurgasından aşağıya doğru açılır. Böylelikle onu akbabaların yemi yaptım. 

Sayımız azdı. Ben ve on iki kurdum terörist kampına doğru sessizce ilerliyorduk. Bir yerde mola verdim. Kurtların reisine dönüp acıktığımı söyledim. 15 dakika sonra ağzında bir kuzuyla döndü. Susadığımı söylediğimde bana kafasıyla gel işareti yapıp şırıl şırıl akan bir ırmağa götürdü. O ırmağın başında onunla gizli bir toplantı yaptım. "Bana bak kurtların reisi yolun sonu görünüyor. Bu yolda ölmek var, dönmek yok, haberin ola. Şimdi ormana dalıp ne kadar tanıdığın varsa getir. Yoksa terörist kampından hiçbirimiz çıkamayız. " dedim. Bana göz atıp uzaklaştı. Kamp yerime dönüp kestirmeye başladım. 25 dakika sonra gürültüyle uyandım. Kurt reisi yanında üç fil, iki deve, beş aslan, bir leopar, yedi gergedan, on iki timsah, kırk kartal, yirmi beş şahin, bir de elli çakal getirdi. İşte yeğen o anda anladım ki  onlar da teröristlerden kurtulmak istiyordu. Onların ormanları yakmasından, ağaçları kesmesinden bıkmışlardı. Timsahları terörist kampının yanındaki dereye gönderdim. Oradan su almaya, çimmeye gelen kim olursa parçalama emri verdim. Leoparlarla aslanları terörist kampının arkasına yolladım. Kartalları kulelerdeki teröristlerin gözlerini oyup onları imha etmeleri için yolladım. Şahinler de savaşırken cephedekileri parçalayacaktı. Gergedanları takviye kuvvet yaptım. Çakallar bizim indirdiklerimizi lime lime edecekti. Develer de kampı yıkacaktı. 

Kurtlara saldırı emri vermeden önce timsahların derelerdeki teröristleri imha etmesini bekledim. Sonra kurtları mağaralara gönderdim. Savaş başlamıştı yeğenim. Kampı temizlememiz on iki dakika bile sürmedi. On beş dakika sonra bir de ne göreyim. Komutanım, Hıllıdı Bekir, bir de mangamdaki erler helikopterle kampa iniş yaptılar. Komutanım boynuma sarılıp yanında getirdiği madalyayı boynuma taktı. Meğerse Hıllıdı Bekir, beni rüyasında görmüş. Burada olduğumu söyleyip durmuş. Onlar da beni kurtarmaya gelmiş. Komutan bana dönüp "Nalko her ne kadar çok kuvvetli olsan da, vurduğu devirsen de bu kadar teröristi nasıl imha ettiğini merak ediyor olduğum söylentileri doğrudur. " dedi. Ona sadece bir şey söyledim: Gücümün sınırlarını ben bile bilmiyorum. Karakola döndüğümde genelkurmay başkanı beni aradı yeğen. Erken terhis verdi. Bunu kabul etmem mümkün değildi. Askerliğimi uzatmanın tek yolu vardı. O da firar. 

Görüyorsun yeğenim, mükemmelliğim tartışılmaz. Gözlerinden öperim, şansın bol ola. 

FOTO FİNİŞ'İN İSTANBUL AT YARIŞI TAHMİNLER İÇİN TIKLAYINIZ

Nalkapon İstanbul At Yarışı Tahminleri

5.1.2.8.9.3.6.4.7
5.8.7.6
7 ZAFER ATEŞİ // 5.6
3 LONG RUNNER BANKO
5.4.9.1.7
1.15.14.6.7

63 TL // 189 TL

1-) YARIŞ BÜLTENLERİNİN İSTANBUL AT YARIŞI TAHMİNLERİ-YENİ İÇERİK!

2-) İSTANBUL KOŞU İSTATİSTİKLERİ

3-) İSTANBUL AT YARIŞI GALOPLARI

4-) İSTANBUL YARIŞ HAYATI RİSKLİ ATLAR

5-) BELMONT AT YARIŞI TAHMİNLERİ