Bugün sabah Dürbün Necdet'ten kripto bir mesaj aldım yeğen. "Nalko, seni sürgündeki zaferimizi kutlamaya çağırıyorum." yazmıştı. Üstün altılı bilgim sayesinde, onun ne demek istediğinin yarısını anlamam bir saniyemi bile almadı. Bana Sürgüntay'ı banko veriyordu. Ama yeğen tevziyeyi almak için ikinci bankoyu da bulmam lazımdı. Mayın dedektörlerim bültene baktıkça sinyal veriyordu. Saatlerce düşündüm, her ayağa baktım. Bülteni didik didik ettim ama bulamadım. Dürbün Necdet'e kripto bir mesaj göndermeye karar verdim. "Dürbün, ikinci ayağın aksıyor." yazdım. O da bana "Nalko, sen gavurcanı iyi kullanırsan aksamaz." yazdı. İşte o anda üstün zekamla kripto mesajın tamamını çözdüm. Süper gavurcama başvurup Dürbün'ün bana Call To Victory'yi de banko verdiğini anladım. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geldi yeğenim. 

Dün kahveye gittiğimde Hıllıdı Bekir'i beni beklerken gördüm. Çok heyecanlıydı. Beni görünce hemen ayağa kalkıp ceketini ilikledikten sonra elimi öptü. Bana hürmette kusur etmez. Onu komandoluk yıllarımdan beri tanıyorum. 

Sene 1971 yeğen. Terörist avındayız. Manga komutanı benim. Hıllıdı Bekir de benim mangamda. Ona ayak işlerimi yaptırıyorum. Operasyonun yapılacağı dağa yaklaştık. Herkes heyecanlanmaya başladı. Komutan beni gösterip "Nalko, vatan borcunu ödemenin vakti geldi. Dağa iniş yapmamız mümkün olmayabilir. Önden senin atlaman lazım." dedi. Komutan emri verir vermez, helikopterin kapısını açıp kendimi boşluğa bıraktım yeğen. Komutan arkamdan "Nalkooooo!" diye bağırıyordu. Atlayışımın onu heyecanlandırmış olması söz konusu olabilirdi. Bir kuş gibi süzülürken paraşütümün olmadığını fark ettim. Meğerse komutan paraşütümü almadığımı söylemek için bağırmış. 

Yere çakılmama bir dakika otuz beş saniye vardı yeğenim. Hemen karar vermem lazımdı. O anda üstün zekam devreye girdi. Hemen botumun bağcıklarını çözdüm, kamuflajı çıkardım. İki yanından botun bağcıklarıyla bağladım. İki yanından tutup kendime paraşüt yaptım. Ama hızım çok kesilmedi. Paraşütümü yönlendirip yüksek bir ağaca iniş yaptım. Gövdemle dalları kıra kıra hızımı kestim. Yere düştüğümde kafamı kayaya çarptım yeğen. Her ne kadar kaya parçalansa da bayılmışım. Uyandığımda kendimi teröristlerin esir kampında buldum. Bana otuz üç gün işkence ettiler yeğen. Tırnaklarımı kerpetenle söküp bataklıkta uyuttular. Yine de konuşmadım. 

Komutanım öldüğümü düşünmüş, anama haber salmış. Mezarımı bile kazıp gıyabımda namazımı kılmışlar. Ama dayandım yeğenim. Üç ay esir kaldıktan sonra artık firar zamanı gelmişti. Üstün zekamla kaçış planımı hazırladım. Ama oradan kaçmadan önce arkamda bir toz bulutu bırakmam söz konusu olmalıydı. Teröristlerin kampını başlarına yıkmam mümkündü. 

Üç ayın sonunda kampta üstün altılı bilgim sayesinde kendime bir yer edinmiştim. Teröristlerin oradaki başı Tulumbacı Selami, adımı öğrenince yerinde duramamış. Beni çağırtıp ona her gün müthiş kurgularımı vermemi istedi. Onu birkaç yemlememden sonra birgün "Bana bak Tulumbacı, aslında ben tevziyeyi alırım ama yarışları izlemem lazım." dedim. Bunun mümkün olmadığını söyledi ama aklına kuşkuyu düşürmüştüm. Cebinin daha çok şişmesini istediği her halinden belliydi. Onu bir kere de tevziyelik bültende beşte bıraktım. İşte o gece, mağaranın kapısında onun gölgesini gördüm. Yanıma geldi. "Nalko, her ne kadar yıllardır dağlarda hüküm sürsem de benim de çoluk çocuğa karışmak istediğim ama ondan önce cebimi şişirmem, dilberlerle felekten geceler çalmam gerektiği, senin gibi bir altın yumurtlayan tavuğu bulmuşken de bunu değerlendirmeden bırakmayacağım söylentileri doğrudur. Şimdi beraberce mağaradan çıkıp buradan uzaklaşacağız. Ama en ufak bir katakulli yaparsan seni doğduğuna pişmam etmem an meselesi olur." dedi. 

Mağaradan çıkıp yola koyulduk yeğen. Üç gece durmadan yürüdük. Üçüncü gece o yorulmuştu. Bir mağara bulup ateş yaktık. Artık planımı devreye sokma vaktim geldi de geçiyordu bile. İki elim kelepçeliydi. Uyumadan önce de beni domuz bağıyla bağlamıştı. Ama onun gözden kaçırdığı bir şey vardı. Esir kampındayken  her gece gizlice beslediğim yavru kurt büyüyüp sürünün reisi olmuştu. Üç gündür bizi takip ediyorlardı. Mağaraya girmeden onunla göz göze gelmiştik. Tek bir göz hareketimden ne demek istediğimi anladı. Gece gizlice mağaraya girip ellerimi, ayaklarımı çözdü. Sonra ona bir emir daha verdim. Mağaranın kuytu yerlerine saklandılar. Tulumbacı Selami uyandığında hala bağlıymış numarası yaptım. Helaya gidip geldiğinde yerimi boş gördü. Hemen tüfeğine davrandı. Mağarada beni aramaya başladı. Birden karşısına çıktım. Tüfeği bana doğrultup yavaş yavaş yaklaştıktan sonra alnıma dayadı. Son duanı et Nalko, seni uyarmıştım, dedi. Tetiğe bastı. Ama ben ondan önce davranıp tüfeği boşaltmıştım yeğenim. Ona tek bir söz söyledim. "Tulumbacı, şimdi rolleri değiştik. Bana esir kampının planlarını vereceksin." dedim. "Sen kendini ne sanıyorsun, seni şimdi tekme tokat dövüp yere sermem an meselesi." deyip üstüme atladığı anda kurtlar gizlendikleri yeren çıkıp onu yere yatırdılar. İşte her şey yeni başlıyordu yeğenim. Gücümün zirvesindeydim. İntikam vakti gelmişti. 

HASAN KURTULUŞ'UN ANKARA AT YARIŞI TAHMİNLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Nalkapon Ankara At Yarışı Tahminleri

2. ALTILI

8.10.6.3.4.5.1.9.2.7
2.1.9.4.3 // 6.7
4 SÜRGÜNTAY BANKO
2.6.7.1.4
1 CALL TO VICTORY BANKO
3.5.7.6 // 2.1

70 TL // 147 TL

Aşağıda ilginizi çeken başlıkların üzerine tıklayarak içeriklerimizi inceleyebilirsiniz:

1-) ANKARA AT YARIŞI GALOPLARI

2-) ANKARA KOŞU İSTATİSTİKLERİ

3-) BELMONT AT YARIŞI TAHMİNLERİ