27 Kasım Nalkapon Kocaeli At Yarışı Tahminleri


NALKAPON KOCAELİ AT YARIŞI TAHMİNLERİ 


Nasılsın yeğenim, iyi misin? Bugün yine mükemmelliğim üstümde haberin ola. Dünkü müthiş kurgumun kötü gitmesi bazı çevreleri heveslendirse de gücümün yerinde olduğunu söylemem mümkün; hepsi avucunu yalar. Zaman zaman sayfama girip hakaretler yağdıranları görüyorum. Onlara söyleyecek tek bir sözüm var: Beni çekemeyen anten taksın

Biz bunları bırakalım yeğenim, sana anlattığım mükemmel Makedon hikayeme dönelim. Hakkımdaki gizli bilgileri öğrenmek için sabırsızlandığın istihbaratı kulağıma geldi. Evde 200 gram tuzsuz çekirdeğinin yanına bir bardak çay almış ''Acaba Dayım Sahte Kral Aleksandır'ı nasıl madara etti?'' diye meraktan çatlıyorsun. Seni daha fazla bekletmem mümkün değil. 

Yeğenim uyandığımda gördüğüm tabeladan, bir krallığa geldiğimi sanmıştım ama ayağa kalkıp yüksek bir tepeye çıktıktan sonra 40-50 haneli bir köy olduğunu anlamam uzun sürmedi. Karnım çok açtı, hemen kendime yiyecek bulmam gerekiyordu. Ağaçların arasına dalıp yürümeye başladığımda bir de ne göreyim yeğen; beyaz entarisiyle bir dilber, papatya topluyordu. Hızlı yürüme yeteneğimi kullanıp şimşek gibi yanına gittim. Beni bir anda karşısında görünce ilk anda korktu ama yüzümdeki güvenilirlik, sesimdeki metinlik onu çok etkiledi. ''Adın ne söyle bana papatya toplayan dilber?'' diye sorduğumda kekeleyerek ''Elena'' dedi. Mükemmeliğim karşısında dili tutulmuştu. Gözleriyle kaslı vücudumda geziniyor, pazularıma dikkatle bakıyordu. O da ne yeğenim; birden çalıların arasından bir kobra yılanı çıkıp Elena'yı dizinden soktu. Boğazından yakalayıp boğmak için üstüne atıldığımda çevik bir hareketle kurtulan kobra bana dönüp küçük bir yılan dansı yaptıktan sonra tıslaya tıslaya geldiği yerden geri gitti. Giderken de son bir arkasına bakıp bana göz kırptı. O anda üstün zekamla bunun ihtiyarın bir oyunu olduğunu anlamıştım. Bayılıp yere düşen Elena'yı kucağıma aldım yeğenim. Biraz ileriye götürüp yere yatırdım. Hemen tıp bilgilerimi konuşturup yılanın soktuğu yerdeki zehri emdikten sonra tükürdüm. Onun kurtulacağını biliyordum. 

7 saat sonra Elena uyandı. Karşısında beni görünce yine korktu. Uyku sersemi sesiyle ''Ne oldu bana? Neredeyim? Sen de kimsin? Seni tanımıyor olmam mümkün'' dedi. Ona olanı biteni anlattıktan sonra bana sımsıkı sarılıp teşekkür etti. Sarılırken kokumu içine çekmesinden artık onun bana aşık olduğunu anlamış olmam söz konusuydu. Teşekkür etmek için beni evine akşam yemeğine çağırdı. Köye doğru yürürken hiç çekinmeden elini tuttum. Hemen bana karşılık verdi. O da benim gibi dolambaçlı işleri sevmiyordu. El ele köye girdiğimizde meydandaki kahvede gözüme üç kişi takıldı; sonradan kim olduklarını öğrendiğim Sinsi Nikola, Tosun Darko, Yılan Dimitri bana düşmanmışım gibi bakıyorlardı. 

Eve vardığımızda kapıyı annesi açtı. Elena ellerimi sımsıkı tutarak annesine ''Onun adı Nalko, bir Türk'' deyip nasıl karşılaştığımızı, yılanın sokuşunu, sonra benim hayatını kurtarışımı bir bir anlattı. Ailesi de izdivacımıza karşı çıkmadı. Akşam yemeğinden sonra annesi Biytiful Lindiya gelip ''Canım kızım Elena, uzun yoldan gelen müstakbel damadımızın yorgun olması mümkün. İsterseniz odanıza çekilin; yatağınızı hazırladım. Birbirinize sarılıp mışıl mışıl uyumanız artık mümkün'' dedi. Babası Şiş Kebap Kılodyan da uyumadan önce uğrayıp ''Bana bak Türk her ne kadar seni yeni tanımış olsam da, kim olduğunu bilmesem de, kızımın anlattıklarından, vakur duruşundan, kendinden emin sesinden, güçlü pazularından tam da hayalimdeki damat olduğun söylentileri doğrudur. Sabah erkenden kalkıp işe gel. Bundan sonra benim dükkanım senin dükkanındır, haberin ola'' dedi.

Sabah erkenden, Şiş Kebap Kılodyan'ın yanında garsonluğa başlamak için yola düştüm yeğenim. Adana dürümcüsü gibi bir yer çalıştırıyordu. Öğlene kadar hazırlıklarımızı yaptık. Mükemmelliğimi ortaya koyup geldiğimi hissettirmiştim. Tezgahın arkasındaki Kılodyan, İbrahim Tatlıses'in kasedini teybe koyup son ses açmış, bir yandan kebap şişlerken arada bir kafasını uzatıp bana bakıyor; çevikliğimi, hızımı, ustalığımı görünce yüzünde bir gülümseme oluyordu. Sonra işler başladı, masalar doldu. Müşteriler oturacak yer bulamıyordu. İşte Tosun Darko'yu da ikinci defa orada gördüm yeğenim. 

Bakıyorum da bazı yeğenlerim çok sabırsız. İstiyorlar ki hemen her şeyi öğrensinler. En kuvvetli kompitere hayatımın özetini yazsam, kaydetmeye hafızası yetmez bu böyle biline. Gözlerinden öperim, şansın bol ola.



Nalkapon Kocaeli At Yarışı Tahminleri 

1.2 // 4.6.5
3.7.4.1.5.6.10.9
6.4.7.2.8
6 MAZLUM ZÜLFİKAR // 1.8
1.7.4
2 HARPUTLUNUN OĞLU BANKO

16.8 TL // 126 TL 

3 yorum:

  1. Emeklerine yüreğine sağlık ,bol şanslar

    YanıtlaSil
  2. Harputluyu sonda içeri atarsak bu iş tamamdır..Biopyar Lady 3-ikinci ayak tek...sonda Harputlunun oğlu tek ,iki tekle bu oyunu içeri alırız Nalko,benim teklerim biri senden biri benden geri lalan atların aynı yazdığın gibi yazıcam ilave de edicem

    YanıtlaSil
  3. Emeklerinize sağlık cok iyi kurgu ve süpriz atlar buluyorsunuz ilerde insallah biz olduk değipte paralı site olmazsınız

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.